|
Hürriyet Gazetesi İlan Servisi, hürriyet ilan, vefat ilanı
|
||||||||||||||
|
|
Tarih : 24-25 NİSAN 2010
Yer: Diyarbakır
Konu: Jiné Kurdan u Demokrasi ( Kürd kadınları ve Demokrasi)
Konuşmacı: Medya, Kültürel faaliyetler, Eğitim, Propaganda ve Halkla ilişkilerden sorumlu Partimizin Genel Başkan Yardımcısı Yüksel Avşar’ın Konuşma metni aşağıdadır.
Bu güzel ortamı hazırlayan bu değerli insanlarla beraber olmamda emeği geçen herkese teşekkür ederim.
Değerli arkadaşlar dört parçadan gelen farklı renklerin, farklı seslerin harmanı bize çok şey söylüyor, doğrusu böylesine mücadeleci devrimci kadınları tanımakla umudum ve yaşama sevincim arttı. Sonuna kadar karanlık yoktur, bu anlamda her savaşın sonu mutlaka barıştır. Dün çok şey
konuşuldu, bugünkü konuşmamda daha çok anadilimize vurgu yapmak istiyorum, çünkü anadille insan varolur, bu
kavgaların ve bu savaşın nedeni değil mı Dunca gözyaşı ve acı. Ana dilini kullanamamak insanı vahşileştirir. Erkekleri de yetiştiren biz kadınlar olduğumuza göre, cesarette, kavgada, umutta, sevdada biz olmalıyız.
Büyük dilbilimci 'Harkord ' "dil,ulusun aynasıdır" demiştir, İnsanın severek kullandığı ,benmısediği dil,
doğaldır ki kendi anadilidir. Her ulusun farklı
kültürü ve farklı yapılanması vardır.
Kari Marks , dil düşüncenin kendisidir, bilinçlendikçe dil gelişir.
Hır dilin kendine özgü bir sistemi vardır, zaten toplumda olan eşitsizliklere anadilin ikinci duruma düşürülmesi eşitsizliği de eşitsizliğe eşitsizlik katar. Bu durum çocuğun anadilinden utanmasını da beraberinde getirir. Dil kaybının çok büyük bir bilgi kaybına yol açtığını bizler çok iyi biliriz.
Arkadaşlar, hepimiz biliyoruz ki,çağdaş dünyada insan hakları ve çocuk hakları evrensel bildirgeleri vardır. Anadilde eğitim hakkı "insani ve bir o kadar
da temel bir haktır." Lozan Antlaşması şöyle der:
Herhangi bir Türk uyruklu kişinin gerek özel gerekse ticari ilişkileri din, basın ya da her türü yayın alanında, sosyal toplantılarda herhangi bir dilinkullanılmasındahiçbirkısıtlama getirilmeyecektir. Mahkemelerde kendi dilinde savunma yapmalarına kolaylık getirilecektir. Peki bu Türkiye de yaşanıyor mu? işte yaşanmadığından deşil mi bu kavga? Cumhuriyetkurulduğundanberi demokratikleşmenin sancıları yaşamyor.çoğuicu ve
çözümcü bir demokrasi yapılanmadı. Oysa uygarlık
bir çok diller ve kültürler yarattı, uygar insanın biricik amacı bu dilleri ve kültürleri korumak olmalıydı, hâlâ farklılıkları tehlike olarak görmek insanlık ayıbıdır.
Kürtçe bîr dildir. Hem de bir ulusun dilidir. Halkın ortak değeri olan dil, kutsal bir varlıktır. Dilimiz bizim varlığımızdır.
Unlu pedagog Jim Cummins'e (cim kamins) göre farklı kültürlerden gelen çocuklar baskın dilde eğitime başladığında çocukla ailesi arasındaki iletişim kesiliyor ve pedagojinin temel kuralı olan;
çocuğun deneyimlerle bilgiler üzerinden eğitim girme yetkisi ihlal ediliyor ,çocuğa doğrudan ya da
ima yoluyla "KENDİ KÜLTÜRÜNÜ OKUL KAPISININ DIŞINDA BIRAKACAKSIN"dendiği için çocuk kendini reddedilmiş gibi hissediyor. Çocuğun öğrenme sürecine aktif katılımı baştan engellenmiş oluyor.
Türkiye coğrafyası ulus-devlet anlayışı üzerine inşa edildiği için tek ulusun varlığı üzerine kurulmuştur.. Tek ulus olma varlığı söz konusu olunca ulus olmanın bileşenlerinden biri olan anadil sorunu da günlük hayatta önemli bir sorun olarak yerini almıştır. Dil sorunu temel sorunların çözümüne bağlı olarak ertelenmemeli ve öncelikle çözüme kavuşturulması gereken insani bir boyutta ele alınmalıdır.
. Nüfusu 20milyonu aşan Kürtlerin anadili 21.yüzyılda maalesef yasaklıdır. Dünyada sanırım, anadili yasaklı olan tek halktır.
Cumhuriyetten önce Kürtler, dilleri ve kavim kimlikleri ile biliniyordu. Evliya Çelebi , Seyahatnamesinde kurt dili ve lehçelerinden övünçle söz etmektedir.
Beddîüzzaman Said-i Nursi İstanbul'a bir dilekçe vermek için gider.dilekçesinde 'Kürdistan
coğrafyasının bazı bölgelerinde anadilde eğitim verecek okulların açılmasının gerekliliğini dile getirmiştir. Bu isteklerin karşılanmaması halinde ileride vicdanları rahatsız edecek olaylar meydana gelecek' diyerek bugün olacakları görmüştür. Ancak üstad önce hapishaneye sonra da tımarhaneye gönderilir.
1921de şark ıslahat fermanını emriyle Kürtçe konuşanlara telgraf tarifesi başına para cezası verilmiştir. Türkçe bilmeyen Kürt kadınları Türk ailelerin yanma hizmetçi olarak verilerek Türkçe öğrenmeleri teşvik edilmiştir. Hatta mahkemelerde Türkçe bilmeyenlerin ifadelerine itibar edilmemiştir. Ancak; Kürtler 5000 yıldır bu topraklarda yerleşik konumdadırlar. Yabancı kavramı bir aşağılanma ve çözümsüzlüktür. Bunu aşmanın yolu ve ilk koşulu dilleri resmiyetten çıkarmaktır.
Türkiye'de şu anda gündem Anayasa değişikliği üzerinedir. Cunta anayasasını değiştirmekle meşgul olan siyasiler , başta sayın başbakan Tayyip Erdoğan; Alman başbakanı. Bayan Markelle görüşmesinde; insanlar , önce kendi anadiline hakim olmalı, Türkiye'de öğrenim veren Alman kolejleri vardır. Almanya'da neden Türk kolejleri olmasın ? dedi ve sanıyorum bu durum kabul gördü. O zaman Türkler için hak olan neden biz Kürtler için hak değil? Sayın başbakan Kürtler için cimri davranmamalıdır. Dilerim ki anayasa taslağı hazırlanırken Türk vatandaşı için istenenleri Kürt vatandaşlar için de istesin. Anadil, ana sütüdür, sonraki dil pastörize süttür. Hangisi sağlıklı karar
vermek gerekir. Dil, yaşanmalıdır, dili unutmak kendini unutmaktır.
Eğer toplumsal barışın olmasını ve barışın kalıcı olmasını istiyorsak anadilin özgür kullanımı sağlanmalıdır.
ZIMANIME HEBUNAMEYE
HER BİJİ ZIMANI KURDI
JI BO KEDA WE ZOR SPAS HEVALEN HEJA
|
|||||||||||||
Copyright 2009 KADEP.ORG.TR | Her hakkı saklıdır |
||||||||||||||