|
Hürriyet Gazetesi İlan Servisi, hürriyet ilan, vefat ilanı
|
||||||||||||||
|
|
ANAYASA UZLAŞMA KOMİSYONU İLE GÖRÜŞME Siyasi partiler ve Anayasal Kurumları Dinlemekle Görevli 1 No’lu Alt Komisyonun 30 Ocak 2012 tarihli görüşmeye;
Katılımcı Demokrasi Partisi Genel Başkanı ve Diyarbakır Millet Vekili ŞERAFETTİN ELÇİ
GEN. BAŞ. YAR. NİZAMETTİN MASKAN
GEN. BAŞ. YAR. NADİR YEKTAŞ katıldılar.
Sayın Şerafettin ELÇİ, Yeni Anayasa-Yeni Türkiye ile ilgili partimiz KADEP’in Anayasa önerilerini komisyona sözlü olarak sundu.
YENİ ANAYASANIN TEMEL KAREKTERİ
Anayasa, devletin temel yapısını, kuruluşunu, yönetim biçimini, devletin temel organlarını, bunların biri birleri ile olan ilişkilerini, kişilerin devlete, devletin kişilere karşı temel haklarını ve ödevlerini düzenleyen hükümlerden oluşmaktadır.
Anayasalar toplumun siyasal düzeni bakımından bir istikrar unsuru olarak kabul edildiği için, kolaylıkla ve sıklıkla değiştirilmesi istenmez. Bu nedenle gelecekteki gelişmeler de dikkate alınarak, anayasanın daha bir titizlikle hazırlanması gerekir.
Modern bir anayasa toplumsal yapıya uygun ve uygar dünyanın anayasal anlayışıyla uyumlu olmalı. İyi düzenlenmiş bir anayasa, siyasal istikrarı, toplumsal huzur ve barışı, ekonomik kalkınmayı ve demokratik gelişmeyi sağlamada çok olumlu rol oynayabilir. Kötü düzenlenmiş bir anayasa, siyasal istikrarsızlığa, toplumsal kargaşaya ve dağılmaya, giderek felakete neden olabilir. Mevcut anayasamız modern anayasa anlayışına uygun olmadığından toplumdaki pek çok olumsuzlukların kaynağı teşkil etmektedir. Bu nedenle biz KADEP olarak yeni bir anayasanın yeni bir anlayışla düzenlenmesini çok önemsiyoruz.
1 Türkiye, çoğulcu toplumsal yapıya sahiptir. Türk ve Kürt halkları başta olmak üzere, pek çok farklı azınlıklarda bünyesinde barındırmaktadır. Bu çoğulcu yapı, mutlaka yeni anayasa da yerini bulmalıdır.
Merkeziyetçi, ulus-devlet anlayışına göre düzenlenmiş bir anayasa, Türkiye'nin çoğulcu toplumsal yapısına uygun düşmez.
2 - Uygar Dünya’nın anlayışıyla uyumlu olma:
Çağımızın modern anayasaları, insan hak ve özgürlüklerine, hukukun üstünlüğü ilkesine dayalı, anayasa olmalıdır.
Yeni anayasa toplumsal yapıya tam uygun olmalı adeta toplumun fotoğrafı olmalı. Her vatandaş kendini anayasada görmeli, bu benim anayasamdır diyebilmelidir.
Bizde, anayasalar toplumun fotoğrafı olmak yerine, iktidarın kendi ideolojik ütopyasını ve hedefini gerçekleştirmenin aracı olarak düzenlemişlerdir. Tepeden toplumu dizayn etmek, halkı baskı ve vesayet altında tutan bir karekter taşımaktalar.
TC’nin kurucu lideri Mustafa Kemal, Devlete bir hedef gösterdi ve misyon yükledi. Devletin amacı, ırkan ve harsen vahdet olan Türk Milleti yaratmaktır.
Yapılan tüm anayasalar, bu amaç doğrultusunda düzenlendi.
- Özgürlükçülük
- Çoğulculuk - kendin gibi olma
- Katılımcılık.
A- FEDERALİZM
Temsili demokrasi, çağımızın insanlarını tatmin etmiyor. Egemenliğin gerçek sahibi olan halk, kendisini doğrudan doğruya ilgilendiren yönetime katılmak istiyor. Katılımcılık, vatandaşın olabildiğince yönetime katılmasını, yöneticileri yakından izleme ve denetleme fırsatını yakalamasını sağlar. Yönetime katılma imkânı bulan halk, en iyi biçimde yararını korur. Katılımcılık ancak yerinden yönetim sistemi içinde mümkündür. Günümüzde merkeziyetçilikten kaçış, yerinden yönetime doğru hızlı bir yöneliş vardır.
Bize göre Türkiye için en uygun idari sistem, federalizmdir.
Federal sistem üzerinde durmak istiyoruz:
1 -Federal sistem, devletin bölünmesi değil, iç yönetimle ilgili bir sistemdir.
Federal Devlet, uluslararası hukuk ve anayasa hukuku açısından tek devlettir.
2 - Federal Sistemde, federal yönetim ile federal yönetimler arasında anayasa önünde eşitlik ilkesi geçerlidir. Altlık, üstlük yoktur. İkisi birlikte devleti oluştururlar.
3 - Federal Sistemde yetki paylaşımı, üniter devlette yetki devri söz konusudur.
4 - Federal Sistemde yetki bölüşümüne ilişkin kurallar; anayasa ile belirlenir. Yönetimlerden biri tarafından tek taraflı olarak değiştirilemez. Anayasa değişikliği, hem federal ve hem de federe bölge yönetimlerinin onayı ile gerçekleşir.
Üniter Sistemde, yetkiler yasa ile belirlenebilir. Merkezi yönetimimin tek taraflı değiştirme yetkisi vardır.
5 - Federal Sistemde, paylaşılan yetkiler güvence altındadır. İç bağımsızlık sağlanmıştır.
6 - Federal Sistem, demokratik olmak zorundadır. Federal Sistemde, ancak demokratik bir rejim de işleyebilir. Üniter sistem için böyle bir zorunluluk yoktur.
7 -Federal Sistemde, kamu hizmetleri daha seri ve daha az masraflı olarak yürütülür. Bürokratik hantallık giderilir.
DEĞİŞTİRİLEMEZ MADDELER :
Hiç kuşkusuz yeni anayasa yapımında karşılaşılacak en çetin sorunlardan biri değiştirilemez maddeler olacaktır.
Elbette modern bazı anayasalarda da değiştirilemez maddeler vardır. Ancak bu maddeler, temel hak ve özgürlükleri ortadan kaldıran veya toplumsal, siyasal ve hukuksal gelişmeyi engelleyen bir nitelikle olmamalı. Bu maddeler genellin yararına olan ve amaca ters yorumlara açık olmamalı.
Yeni anayasada değiştirilemez madde konulacaksa, bu yeni anayasanın rolünü ve özünü ifade eden nitellikte olmalı.
ÖNERİMİZ: Değiştirilemez madde: Türkiye Cumhuriyeti,insan hak ve özgürlüklerine, hukukun üstünlüğüne dayalı , insan onurunu koruyan, özgürlükçü, çoğulcu, katılımcı, sosyal, demokratik bir hukuk devletidir. şeklinde olmalıdır.
MEVCUT DEĞİŞTİRİLEMEZ MADDELERİN,YENİ ANAYASAYA GEREKLİLİĞİ VARMI ?
Bizce hiçbir gerekliliği yoktur. Şu nedenlerle:
1- Siyasi açıdan: Demokrasilerde en üstün irade “ Halkın özgür iradesidir. Değiştirilemez maddeler halkın iradesine ipotek koyma, toplumsal değişikliklere ayak uydurmaya set çeker.”
2- Hukuk Tekniği Açısından: Mevcut anayasadaki değiştirilemez maddelerin geçerlilik süresi, mevcut anayasanın yürürlülük süresi ile sınırlıdır.
Yeni anayasa ile mevcut anayasa yürürlükten kaldırıldığından, mevcut anayasadaki değiştirilemez maddelerin geçerliliği kalmamaktadır.
Kaldı ki eğer mevcut değiştirilemez maddeler yeni anayasa da korunacaksa, yeni anayasayı yapmanın hiçbir anlamı kalmaz. Zira değiştirilemez maddeler, anayasanın ruhunu ve özünü ifade etmelidir. Bu ruh ve öz korunacaksa yeni anayasa yeni bir anayasa olamaz.
ANAYASAYA HAKİM OLAN ZİHNİYET:
Anayasayı yapanlara hakim olan zihniyet, anayasa ruh ve biçim verir. Anayasaya nasıl bir zihniyet hakim olmalı:
1- Anayasa devleti kutsayan değil bireyi merkez almalı.
2- Anayasa vesayetci olmamalı. Milli iradeyi temsil eden sivil iktidar, ülke yönetimine egemen olmalı.
3- Anayasa bazı kişileri veya kurumları veya toplumun bir kesimini yücelten, bir kısmını görmezden gelmemeli.
Yeni anayasada devlet, her kesime eşit mesafede olmalı, her kesimin çıkarlarını eşit kullanmalı, herkesin devleti olmalı.
4- Mevcut anayasa toplumu hizaya getirmek ve hizada tutmak için, iktidar devlet kurumlarının egemenliğine dayanan oligarşik bir düzen kurdu. Yeni anayasada iktidar, egemenliğin sahibi milli iradeyi temsil eden sivil iktidara vermeli.
5- Çerçeve anayasa olmalı,
6- Yargı birliği olmalı,
7- MGK anayasal bir kurum olmamalı,
8- Din ve inanç özgürlüğü tam sağlanmalı, herkese göre yaşamını düzenlemede özgür olmalı.
9- Temsilde adalet esas alınmalı, seçim barajı kaldırılmalı.
10- Eğitim Meselesi:
Her alandaki insan kalitesinin düşüklüğünün gerçek nedeni eğitim sisteminde aranmalı. Eğitim sisteminin amacı, sisteme uygun tek tip insan yaratmaktır. Çarpık bir tarih anlayışı, Türklük adına yapılan her türlü işgal, istila, yağma, talan, katletme, hak gaspı mübah sayılmış, halka kahramanlık diye yüceltilmişler. Şoven Türk milliyetçiliğiyle insanlar şartlandırılmıştır. Farklı olana karşı kin ve nefret körüklenmiştir. Buna da milli eğitim denmiştir. Milli eğitim bakanlığı lağv edilmeli. Eğitim yetki ve görevi, bölgesel yönetimlere bırakılmalı.
Türkiyenin her tarafında asker-sivil tüm eğitim kurumlarındaki müfredatın, insan hak ve özgürlüklerine ve demokrasiye uygunluğunu denetleyen bir üst kurul kurulmalıdır.
11- Çalışma hayatı uluslar arası anlaşmalara göre düzenlenmelidir.
12- Sosyal devletin gereği olarak, korunmaya muhtaç insanlar pozitif ayırımcılığa tabi olmalıdır.
Elbette anayasalar, sorunların çözüm projeleri değil. Ancak iyi düzenlenmiş bir anayasa, sorunların çözümünün uygun zeminini hazırlarlar.
Türkiye’nin en önemli öncelikli sorunu olan KÜRT sorunu da anayasa ile çözüme kavuşmaz
Ne var ki, Kürt’lerin anayasadan beklentilerine cevap veren bir anayasa, çözümün zeminini hazırlar, umut kapılarını açık tutar.
Nedir Kürtlerin temel istemleri:
KÜRTLERİN TEMEL İSTEMLERİ:
1- Kürt Halkı’nın kimliğinin tanınması,
2- Örgütlenme hakkının evrensel standartlara kavuşturulması, Kürt ve Kürdistan adıyla siyasi parti ve örgütlenmenin sağlanması.
3- Kürtçenin eğitim dahil, özel ve kamusal alanda serbestçe kullanılması.
4- Kürt Halkı’nın kendi coğrafyasında öz yönetimine imkan sağlayacak ademi merkeziyetçi bir sistemin kurulması.
5- TAM İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ
Kürt istemlerinin realize edilmesi ve işlerlik kazanabilmesinin temel dayanağı, gerçek anlamda ifade özgürlüğüdür. İfade özgürlüğü tüm özgürlüklerin anası ve güvencesidir. Bu nedenle yeni anayasada ifade özgürlüğü geniş anlamıyla serbest olmalı, güvence altına alınmalı. Şiddete başvurmayan, şiddeti desteklemeyen aykırı ve sert düşünceler bile serbest olmalı.
Kamu düzeni ve güvenlik gibi açık ve net olmayan, keyfi yorumlara açık gerekçelerle ifade özgürlüğü kısıtlanmamalı
YENİ BİR ANAYASA YAPILABİLECEKMİ ?
Yeni bir anayasa yapımı toplumun adeta genel bir isteği ve yeni bir anayasa için parlamentoda gurubu bulunan partilerin angajmanına rağmen, yeni bir anlayışla yeni bir anayasa yapımı ihtimalini zayıf görüyorum.
Şu nedenlerle:
1- TBMM anayasa uzlaşma komisyon:
Bu komisyonda uzlaşmayla bir anayasa taslağı çıkmaz. Uzlaşma komisyonunu oluşturan partiler arasında, uzlaşılması imkansız görüş farklılıkları vardır.
2- TOPLUMSAL UZLAŞMA YOK.
Toplumsal önemli gelişmeye rağmen, halen farklılığa saygı, farklı olanların Türklerle eşit olabileceği anlayış çok cılızdır. Şoven milliyetçilik çok yaygın. Bu da oy kaygısıyla hareket eden partileri çekingen davranmaya itmektedir.
3- SİYASİ PARTİLERİN YAPILARI, ÇAĞDAŞ BİR ANAYASAYA YATKIN DEĞİL
a- Bir siyasi parti Türk milliyetçiliğini siyasetinin temeli yapmıştır.
b- Bir başka siyasi partimiz Cumhuriyetin kuruluş felsefesine bağlılığı fetişizm haline getirmiştir. Cumhuriyetin kuruluş felsefesi totaliter-otoriter- merkeziyetçi devlet anlayışıdır. Demokrasi ile bağdaşmaz.
c- AKP’nin tutumu:
Önemli ve belirleyici olan AKP’nin tutumudur. AKP’nin benimseyeceği hiçbir anayasa kuralının kabulü mümkün değil. AKP’nin esas tabanı milliyetçi muhafazakardır. İslami kılıf taşımasına rağmen özü Türk milliyetçiliğidir. Bu taban liberal demokrat bir anlayışı henüz benimsemiş ve özümsemiş değil. AKP yönetimi bu tabanın hassasiyetini dikkate alacaktır.
Görebildiğim kadarıyla AKP siyasi stratejisini belli demokratik ilkeler üzerine inşa etme yerine, iktidara odaklanmıştır. İktidarını sarsabilecek gerekli radikal adımları atamıyacaktır. Oysa modern bir anayasa için yepyeni bir zihniyet ve radikal kararlara ihtiyaç vardır.
AKP, bu güne kadar anayasa ile ilgili hiçbir proje ortaya koymamıştır. Gerçek anlamda dil, din, etnik ve diğer açılardan tüm vatandaşların Türk’lere eşit olacağına dair bir siyasi irade görememekteyiz.
Hala ana dille eğitime razı olmayan AKP’nin, Kürt’lerin kabullenebileceği bir anayasaya hazır olmadığı kanaatindeyim
Bu nedenle Kürt’lerin ve liberal demokratların beklentilerine cevap verebilecek yeni bir anayasa konusunda çok umut var değilim.
AKP anayasa konusunda sayısal yetersizliğe sığınmasın. Eğer çağdaş-modern bir anayasaya varsa, sayısal eksikliğini tamamlayabilir.
REFERANDUM
TBMM’de kabul oranı ne olursa olsun, mutlaka halk oylamasına sunulmalıdır.
|
|||||||||||||
Copyright 2009 KADEP.ORG.TR | Her hakkı saklıdır |
||||||||||||||